Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Geçilmiş Kaldırımlar Antolojisi
#1
Bug 
Önsöz

Yine yürüdüğüm günlerden birinde geldi bu hikaye aklıma. Daha önce geçtiğim bir yerden geçiyordum. Daha önce dediysem yıllar yılı öncesinden bahsediyorum. Bir an geçmişe gittiğimi hatırlıyorum. Üzerimde ne vardı, nereye gidiyordum, aklımda ne vardı, neleri dert ediyordum, nelerin varlığıyla mutluydum? Bir süre bunları düşündüm ve sonra bugüne döndüm. Aynı soruları bu defa bugün için sordum kendime. Değişmem diyordum yıllar yılı öncesi. Oysa şimdi baktığımda değişmeyen tek şey adım kalmış.

Işte o gün yazmaya karar verdim. Belki başımdan geçenleri belki aklımdan geçenleri.
yine az yazdım
Bul
Alıntı
#2
Bug 
Buluşacaktık. Saatimiz belliydi. Onu hiç görmemiştim. Nasıl tanıyacaktım? Telefonlarımızı almışmıydık? Hatırlayamadım. Heyecanlıydım. Önce şuradaki büyük binaya girdim. Kafeinli bir içecek aldım. Alkol kullanmadığımı belirtmek istiyorum. Sonra buraya geri geldim. Karşıdan iki kız geliyordu biri iyice utangaç halde durmadan gülümsüyor o gülümseyen yüzünü arkadaşının sırtına saklıyordu. Esmerdi, yüzünde ben vardı. Orta boyluydu. Içimden dua ediyordum. Bu olsun, o bu olsun, diyordum. Galiba bir mont vardı üzerimde. Demekki mevsim sonbahardı. Kafeinli içeceğimden bir yudum aldım, kendimden emin halde yürümeye başladım üzerlerine ve yürüyorlardı üzerime. Sonunda karşılaştık biraz utangaç biraz sıkılgan konuşmaya başladık. Mutluydum çünkü oydu. Nasıl güzel bir gündü o nasıl güzel bir yoldu.

Şimdi bakıyorum da yıllar geçmiş aradan. On yıldan fazla olmuştur eminim. Yine aynı yoldayım. Elimde kafeinli içeceğim yok buluşmayı beklediğim biri de. 'Giden gençliğim mi yoksa ben mi'. O mutlu olduğum günden eser kalmamış şimdi yanımda. O yüzünde ben olan esmer kız da yok. Beni gördüğünde mutluluktan yüzünde güler açan o kız şimdi kimbilir kimin için gülümsüyordur.

Içimde daha nice cevapsız soruyla başbaşa bıraktı bu yol beni. Ne vardı da ben bugün buradan geçtim ki. Sahi ne işim vardı benim. Nereye gidiyordum. Hava ne güzel günlük güneşlik. Bu yoldan geçtiğimi anlatmışmıydım daha önce size. Buluşacaktık. Saatimiz belliydi...
yine az yazdım
Bul
Alıntı
#3
Bug 
-Üç şeker yok hayır ne üçü dört şeker.
- ??
-Yok ne dördü, üç iyidir.

Sonunda kahvemi karıştırabilirim. Efendim iyi hoş termosa suyu koymuşsunuz getirmişsiniz. Toz kahvenizi de getirmişsiniz amenna. Lakin sütsüz gitmiyor bu meret yanlış mıyım arkadaş?

-Kanka ee şey süt tozu var.
-Ben sevmiyorum abi sağol.
-Al kanka ya güzel oluyo bak.
-Almıycam abi sağol yaa.
-Vermeden rahat etmem kanka al bir kaşık

Sonra o gözgöze gelme anı paha biçilemez. Ilkbaharın serinliğinde daha bir güzel olur Konya bilen bilir. Hele birde hafif ağaçlık bir mekan bulduğunuzda gömleğinizden girer ayak uçlarınızdan çıkar olduğu gibi tatlı bir yel. Işte böyle bir günü toplanmıştık vizelerin ertesi. Sahi o 'vermeden rahat edemem kanka(süt tozunu kastediyor)' diyen arkadaşı hatırladım şimdide. Cengiz. Ah Cengiz vah Cengiz. Sen ne ısrarcı adamdın be Cengiz. Okuldan sonra senle de ayrıldı yolumuz be Cengiz. Oysa sen ne iyi ev arkadaşıydın, ne iyi kahve yapardın be Cengiz. Bak okuldan sonra bir daha yolum düşmez dediğim bu Konya'ya iş güç bahanesiyle yine yolumuz düştü hayatın işine hiç akıl sır ermiyor. Yine birgün hiç unutmam vizelerden sonra ısrar etmiştin Cengiz. Şimdi önünde durduğum ağacın dibindeydik. Termosu getirmiştin, bardağıma su dökmüştün. Iki kaşık kahve koyup 'kaç şeker' der gibi bakıyordun gözlerime.

-Üç şeker yok hayır ne üçü dört şeker.
yine az yazdım
Bul
Alıntı


Konuyu Paylaş

Foruma Git:


Bu konuyu görüntüleyen kullanıcı(lar): 1 Ziyaretçi